Hürriyet

7 Mayıs 2012 Pazartesi

Hayvan Çiftliği Üzerine

Hayvan Çiftliği Üzerine 

         Bir siyasi hiciv olan Hayvan Çiftliği (Animal Farm) pek çoğu için başucu kitabıdır. Öyküyü fabl tarzında okuyucuya aktaran kitap 1945'te George Orwell tarafindan yazılmıştır.

          Bir çiftliğe sahip olan sorumsuz, ilgisiz ve baskıcı Mr. Jermans çiftlikteki hayvanlarla yeterince ve hatta hiç ilgilenmemektedir. Onların ihtiyaçlarını karşılamamakta, onlar sayesinde üretilen her şeyi ellerinden tamamen almaktadır. Bir gün yaşlı domuz önderliğinde bir toplantı düzenlenir. Bu toplantı hikâyenin başlangıcıdır. Toplantıya çiftlikteki tüm hayvanlar katılır. Boxer isimli at ve Benjamin isimli eşek, uyanık domuz Napolyon ve akıllı domuz Snowball toplantıda yaşlı domuzu dikkatle dinler. Toplantıda bir uyanış gerçekleşir ve “Ürettiklerimiz bizden çalınıyor.” cümlesiyle hayvanlar harekete geçer. Mr. Jermans hayvanların ayaklanmasıyla bir mücadele sonunda çiftlikten dışarı atılır.

        Ve önce çiftliği adaletle yönetmeye çalışan Snowball karakteri diğerlerine öncülük eder. Adaleti sağlamak adına koyulan kurallar yazılı hale getirilir ve tüm hayvanların görebileceği bir duvara yazılır. Kitabın yazılmasının üzerinden yarım asırdan çok zaman geçmesine rağmen bu kurallar okuyucuların akıllarından silinmez:

“Whatever goes upon two legs is an enemy.
Whatever goes upon four legs, or has wings, is a friend.
No animal shall wear clothes.
No animal shall sleep in a bed.
No animal shall drink alcohol.
No animal shall kill any other animal.
All animals are equal. “

        Snowball işleri büyük ölçüde yoluna koyduktan sonra Napolyon ve diğer domuzlar adalet, eşitlik ve kardeşlik kavramlarının ardına gizlenerek Snowball’u devirirler ve kendilerinin lüks içinde yaşayabileceği, diğer hayvanların durmadan çalışacağı bir düzen kurarlar. Adaleti sağlamak ve eşitliği hatırlatmak adına koyulmuş kurallar domuzların hâkimiyeti sürdürmesine uygun olacak şekilde bir bir değiştirilir. Artık bazı hayvanlar diğerlerinden daha eşittir.

          Tüm hayvanlar çalışırken diktatoryasını kurmuş olan Napolyon ve domuzlar işleri uzaktan seyretmek ve denetlemekle kalırlar. Napolyon’un lüks hayatının ihtiyaçlarını karşılamak için hayvanların ürettiklerini satmaya başlaması, artan baskılar, yöneticiler ve işçi hayvanlar arasında artan uçurum ve Napolyon’un Mr. Jermans’ın bir kopyasına dönüşmesi ile hikaye devam eder...

         Kitap bir sosyalizm eleştirisi olmakla, sosyalizm propagandası yapmakla; George Orwell anti-komünist muhbir olmakla ve şaşırtıcı şekilde ayrıca sosyalist olmakla eleştirilir. Ancak tüm paradoksların ötesinde, Hayvan Çiftliği insanları sorgulamaya ve düşünmeye teşvik ettiği gerçeği göz ardı edilemez. Sorgulamayan insan ne yediğini, nerede eğlendiğini, giydiklerinin nereden geldiğini, sömürülenleri önemsemez. Dahası sömürüldüğünü dahi anlamaz. O, verili görevleri yerine getirmek için varlığını sürdürür. İtaatkar, muhafazakar olmakla birlikte  kendini güvende hissettirecek bir düzen ister. Herkesin eşit olduğunu söyleyip kendilerinin daha eşit olması gerektiğini söyleyenlere "Neden?" diyebilmek için her yaşa hitap eden bu kitap belki bir sorgulatıcı başlangıç olabilir.

*Metnin tamamı VeganTürkiye'ye aittir. Yararlanılan kaynaklar ve alıntılar bağlantılarla gösterilmektedir. 

0 yorum:

Yorum Gönder