Hatem Yavuz Kimdir?

“The King of Seal Killers”

Groupon Boykotu Sürüyor

Geçtiğimiz aylarda yunus gösteri parklarına indirimli bilet satarak gösteri parklarına gitmeye teşvik eden Groupon yaşam hakkı savunucuları tarafından boykot ediliyor ve siteden hiçbir ürün veya hizmet satın alınmıyor.

Ekolojik yaklaşım olarak veganizm

Veganizm yalnızca bir diyet değildir; tür ayrımcılığına karşı, vicdani ve ahlaki fikirlerin getirisidir. İlk kez Donald Watson tarafından kullanılan "vegan"; sözcüğü, bugün hayvanlarla birlikte doğanın da sömürüsüne karşı çıkan kavramsal anlama sahiptir.

Hürriyet

14 Mayıs 2017 Pazar

Hangi Annelerin Günü?

Hangi Annelerin Günü?

"Dişi" olmak, hangi türden olursa olsun bir canlının eril şiddete maruz kalması için çoğu zaman tek başına yeterli bir "sebeptir". Peki ne yapıyor bu hayvan köleleştiren sistem dişilere?



Carl J. Adams'ın yazdığı Etin Cinsel Politikası'nı okuyan herkes, feminizm ve türcülük arasında inkar edilemez bağ ile yakından tanışmıştır. Adams'ın deşifre ettiği tahakküm ve cinsiyetçilik öyle yoğun bir şekilde kültürel olarak kodlanmıştır ki çoğumuz gündelik hayatta bunu fark etmeyiz dahi. Sermaye hizmetkarı anaakım medya, küreselleşmenin kendine sunduğu fırsatları değerlendirerek bu durumu normalleştirmemizde önemli bir paya sahiptir; ancak peki ya görmediklerimiz?

Süt Endüstrisi

Yalnızca ABD'de 2008 yılında 25 milyon inek süt endüstrisi için kullanılırken 2.5 milyonu da "ıskartaya" çıkınca öldürülüyordu. Bugün güncel verilere göre bu sayı minimum 29 milyondur. İnekler tecavüz ile sürekli döllenir ve süt vermeye mahkum edilir. TDK'ya göre tecavüz kelimesi "saldırı" anlamına gelmektedir; ki bunun bir tecavüz olduğu konusunda kimsenin şüpheye düşmesine lüzum yoktur.

(Görsele tıklayarak görselin kaynağına erişebilirsiniz.)

Bütün memeliler gibi inekler de süt vermek için döllenmelidir. Aksi, yalnızca bir safsatadan ibarettir. Gebelikleri arasında kısa aralar verilir ve böylece doğum acıları onlar için bir döngü haline gelir. Doğumdan kısa süre sonra (birkaç saat içinde) yavrular annelerden ayrılır ve insanlara "et" olmak veya süt üretmek için onlar da köleleştirilir. 

Anne ineklere daha çok süt vermesi için yapay bir beslenme programı dayatılır ve doğal olandan çok daha fazla süt üreten inek, kesimhaneye gidene kadar acılar içinde yaşar. Tabi, bununla birlikte doğal olmayan hastalıklarda belirgin bir artış olduğunu vurgulamak gerekiyor.

Ve evet, buzağılar annelerinden ayrıldığında günlerce, boğazları tahriş olana kadar ağlar.

Dana eti yemeyi korkunç bulan insanlar, bunun süt üretiminin bir parçası olduğu unutmamalıdır.

Bu arada, sütün hala sağlıklı olduğunu düşünüyorsanız yalnızca T. Colin Campbell'in 20 yıl süt üzerine yaptığı bir araştırmanın sonuçlarına dahi bakmanız bilgi sahibi olmanızı sağlayacaktır. 



Tavuklar

Ortalama ömrü 10 yıl olan tavuklar, ister free range olsun ister köle kümeslerinde yaşasın yaklaşık 1.5 yıl sonunda ölüme gider. Yapay aydınlatma ile 34 saatte bir yumurtlatılan kümes tavukları hayatları boyunca kötü muameleye mahkumdur. 

Civcivler erkek ve dişi olarak ayrılır ve yumurtadan çıktıktan itibaren anneyi hiç görmezler. Erkek civcivlerin kaderi doğrudan ölümken dişiler sömürülmek üzere üretim kafeslerine götürülür. Bunun öncesinde ise birbirlerine zarar vermemeleri için gagalarının ucu sıcak pres ile köreltilir veya kesilir. 




Dar kafeslerde o kadar çok tavuk bir arada tutulur ki tavuklar kötü yaşam koşullarından ya ölür ya da can çekişirken diğer tavukların altında ezilir. Ortalama 18 ay sonunda hayatta kalanlar ise kesimhaneye gönderilir. Ölümleri ise kitlesel üretim adına elektrikle, haşlanarak veya kafaları kesilerek  gerçekleştirilir.

Şimdi tekrar düşünmek gerekiyor; hangi annelerin gününü kutluyoruz? Hangi anne böyle bir yaşamı, köleliği ve ölümü hak eder?

Yararlanılan kaynaklar: 

VeganTurkiye: Free Range Ambalaj Süsü Mü?

PETA: 21 Things the Egg Industry Doesn’t Want You to See



Farm Sanctuary: Cattle Raised for Dairy and Meat Production

11 Nisan 2017 Salı

Sayılar ile "Barınak" Gerçeği

Sayılar ile "Barınak" Gerçeği

Türkiye'de 5199 no'lu Hayvanları Koruma Kanunu yerel belediyeler tarafından keyfi olarak uygulanıyor, geçici bakımevleri - ki barınak diye biliniyor - hayvanların bir arada katledildiği yerlere dönüşebiliyor ve sokaklardan toplanan hayvanlar hayatta kalamayacakları arazi ve ormanlara "atılıyor". 

Üzerine hiçbir şey söylemeye gerek kalmayan bir infografik hazırladık; bu infografikte hem ABD hem de Türkiye'den bazı veriler yer alıyor. ABD, "gelişmiş" ülkeler arasında kontrollü ölümlerle dost hayvanları yok eden bir ülke olduğu için infografikte kendine yer buldu. Avrupa ülkelerinin pek çoğunda ise 8 ile 90 gün arasında barınaklardaki hayvanların katledildiğini - onların diliyle ötenazi - de eklemek gerekir.




Yararlanılan kaynaklar:
ASPCA: Shelter Intake and Surrender
40 barınak,130 bin köpek, sayısız kedi

28 Mart 2017 Salı

Şempanzeler ve Tüzel Kişilik

Şempanzeler ve Tüzel Kişilik

Farklı ülkelerde şempanzelerin tüzel kişiler olarak tanınmasına dair tartışmalar sürüyor. Son olarak tutsak iki şempanzenin birey olma durumu New York Bölge Mahkemesi'nde görüşüldü.



Şempanzelerin tüzel kişilik haklarına sahip olup olamayacağı mahkemeler ve hayvan hakları savunucuları tarafından uzun süredir gündeme getiriliyor. Bu yılın ilk yarısında New York Bölge Mahkemesi hakimleri, Nonhuman Rights Project (NRP) başkanı Steven Wise ve davanın avukatı tarafından görüş aldı. 2013 yılından bu yana NRP Tommy ve Kiko ismindeki iki şempanzenin kişilik hakları kazanması için mücadele ediyor. 

Nihayet tarihte ilk kez, bu sene bir başka şempanze, A.F.A.D.A'nın çalışmaları neticesinde Cecilia için Arjantinli yargıç kararı açıkladı: Cecilia insan olmayan bireydir.

Neden Şempanzeler?

Şempanzeler ile insanların genleri %98 oranında benzerlik gösteriyor. Şempanzelerin tüzel kişilik haklarını kazanması için uğraşanların en büyük dayanağı bu benzerlik. 

Eğer birey olma hakkı mahkemeler tarafından tanınırsa şempanzeler tutsak edilemeyecek ve deneyler için kullanılamayacak. 

Yalnızca Şempanzeler mi Birey Olarak Edilebilir?

Aslında insanlar tarafından - insanların düzenlediği mahkemelerde - bu karar ne yazık ki şimdiye kadar sadece kedi, kopek gibi insanların evcilleştirdiği ve çoğunlukla yemeyi veya giysi yapmayı tercih etmediği türler için verildi. Trigueros del Valle'de alınan kararda kedi ve köpekler insan dışı sakinler olarak kabul edildi.

İki şempanzenin 2015 yılında Manhattan'daki New York Mahkemesi tarafından insan dışı sakinler olarak kabul edilmesi bir başka karardı. Ancak mahkeme iki gün sonra kararını değiştirmişti. 

Mücadelede Etik 

Kimi hayvan hakları savunucuları bu durumu türcülüğün bir başka tezahürü olarak görürken, kimileri ise bunun hayvan hakları mücadelesinin bir parçası olduğunu savunuyor.

Mesele şu ki; aynı hakları tavuklar, sığırlar, domuzlar gibi çiftlik hayvanları için talep edemez miyiz? Şempanzelerin sahip olmasını dilediğimiz haklara onlarla birlikte giysi, yiyecek, eğlence ve deney için kullanılan diğer tüm hayvanların sahip olması gerekmiyor mu?

Bir türün üzerine yoğunlaştırılmış hak mücadelesi, bütüncül bir mücadeleye dönüştürülmediğinde buna doğrudan "türcülük" demek mevcut mücadeleleri geriye götürür mü?

Tüm bu sorular elbette hayvan hakları savunucuları arasında tartışılmalıdır. İnsanların kanunlarına ve mahkeme salonlarına indirgenemeyecek, yasaldan öte hak temelli ahlaki bir mücadele için belki çok uzun süre daha "Yolun başındayız." diyeceğiz.


Yararlanılan kaynaklar:
Independent: Human rights for cats and dogs: Spanish town council votes overwhelmingly in favour of defining pets as 'non-human residents'
National Geographic: Chimps Belong on Human Branch of Family Tree, Study Says
Ecorazzi: Court Recognises Chimps As Legal Non Human Persons

*Metnin tamamı VeganTürkiye'ye aittir. Yararlanılan kaynaklar ve alıntılar bağlantılarla gösterilmektedir.


8 Ocak 2017 Pazar

Sokakta Yaşayan Hayvanlar İçin Kış Rehberi

Sokakta Yaşayan Hayvanlar İçin Kış Rehberi




Türkiye'de kışın çok sert geçtiği il ve ilçelerde yerel yönetimler sokakta yaşayan hayvanlara karşı birtakım sorumluluklara sahip. Kimisi, çoğu zaman bu sorumluluktan kaçsa da hayvan hakları gönüllüleri ve aktivistleri baskı grubu oluşturarak belediyeleri göreve çağırmak için elinden geleni yapıyor.

Pek çok yerel yönetim, onlarca yıldır hayvan katliamları ve tecritleri ile anılmakta. Sözünü ettiğimiz sorumluluklar, kesinlikle yaralı veya hasta olmayan hayvanı alarak bakımevinde tutmak değil. Sorumlulukları, yiyecek desteği sağlamak ve kışın hayvanlara yaşam alanları içerisinde güvenle barınabilecekleri bir ortam sağlamak. Yaralı veya hasta bir hayvanı bakımevine götürdükleri takdirde dahi hayvanın takibini özenle yapmanız gerekiyor. Bununla birlikte yerel hayvan hakları gönüllüleri ile de iletişime geçmeniz uygun olacaktır.


Maltepe Belediyesi'nin sokak hayvanlarına yönelik çalışmasından kareler


Senelerdir haberlerde veya toplumsal ağlarda kışın soğukta donan kedi, köpek, terk edilmiş at ve eşekleri görüyoruz. Bazı yerel yönetimler diğerlerine örnek olacak uygulamalar gerçekleştirse de bir kısmı bunlardan hiç ders almıyor. Bir kısmı ise çevrimiçi ve telefon yolu ile maruz kaldığı baskı sonucu hayvanlara güvenli ve uygun bir ortam sağlamak durumunda kalıyor. 

İşte herhangi bir toplumsal ağa üyeliğiniz yoksa dahi bir telefonla erişebileceğiniz kışın zor geçtiği il ve ilçelerin telefon numaraları (Kesinlikle sokakta yaşayan hayvanlar, ekiplere teslim edilmemeli. Barınak ve yiyecek desteği talep edilebilir):

İstanbul


Kadıköy Belediyesi Çağrı Merkezi: 444 55 22

Şişli Belediyesi Çağrı Merkezi: 444 15 68
Beşiktaş Belediyesi Çağrı Merkezi: 444 44 55

Adalar Belediyesi İletişim: 0 216 382 33 82
Arnavutköy Belediyesi Çağrı Merkezi: 444 4 597
Ataşehir Belediyesi İletişim: 0 216 570 50 00
Avcılar Belediyesi Çağrı Merkezi: 444 69 89
Bağcılar Belediyesi İletişim: 0 212 410 06 00
Bakırköy Belediyesi İletişim: 0 212 414 97 00
Beylikdüzü Belediyesi Çağrı Merkezi: 444 09 39
Esenler Belediyesi Çağrı Merkezi: 444 00 73
Kağıthane Belediyesi Çağrı Merkezi: 444 23 00
Kartal Belediyesi Çağrı Merkezi: 444 45 78
Maltepe Belediyesi İletişim: 0 216 458 99 99
Pendik Belediyesi Çağrı Merkezi: 444 81 80
Sarıyer Belediyesi Çağrı Merkezi: 444 17 22
Silivri Belediyesi Çağrı Merkezi: 444 20 47
Şile Belediyesi Çağrı Merkezi: 444 74 53
Tuzla Belediyesi Çağrı Merkezi: 444 09 06
Ümraniye Belediyesi Çağrı Merkezi: 444 98 22
Üsküdar Belediyesi Çağrı Merkezi: 444 08 75
Zeytinburnu Belediyesi Çağrı Merkezi: 444 19 84

Kışın Sert Geçtiği Şehirler

Afyonkarahisar Belediyesi İletişim: 0 272 214 42 55
Ankara Büyükşehir Belediyesi İletişim: 0 312 507 10 00
Batman Belediyesi İletişim: 0 488 213 27 59
Bursa Büyükşehir Belediyesi İletişim: 444 16 00
Bingöl Belediyesi İletişim: 0 426 213 12 18
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi İletişim: 0 412 229 48 80
Düzce Belediyesi İletişim: 0 380 524 5821
Edirne Belediyesi İletişim: 0 284 213 91 40
Elazığ Belediyesi İletişim: 0 (424) 248 47 01
Erzurum Büyükşehir Belediyesi İletişim: 444 1 625
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi İletişim: 0 222 211 55 00
Kars Belediyesi İletişim: 0 474 223 21
Kayseri Büyükşehir Belediyesi İletişim: 0 352 222 89 60
Kırklareli Belediyesi İletişim: 0 288 214 10 45
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İletişim: 444 11 41
Konya Büyükşehir Belediyesi İletişim: 0 332 221 14 00
Kütayha Belediyesi İletişim: 0 274 223 60 12
Sakarya Büyükşehir Belediyesi İletişim: 444 40 54
Sivas Belediyesi İletişim: 444 58 44
Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi: 0 282 153 00 00

Peki Siz Ne Yapabilirsiniz?

Öncelikle hayvanlar için kuru ve güvenle barınacakları bir kedi veya köpek yuvası yapabilirsiniz. Bunun için karton, strafor, çöp poşeti gibi malzemeler kullanabilirsiniz. Bu barınağın hayvanlar için sıcak olmasına da dikkat edin, kimse buz gibi bir yuvada kalamaz.


Etraftaki kuru noktalara mama bırakabilir ve bir kap da su koyabilirsiniz. Suyun donmaması için içine birkaç damla zeytinyağı damlatabilirsiniz.
Kedi ve köpekleri apartmanınızda veya korunaklı balkonunuzda yine sıcaklığı ve beslenmelerini göz önünde bulundurarak misafir edebilirsiniz.
Eşek, katır, at gibi hayvanlar için toplumsal ağlardan destek çağrısında bulunabilir ve nakil - barınak için gönüllü arayabilirsiniz. Bunun yanı sıra belediyenizden yardım isteyebilir, hayvanların akıbetini dikkatle takip edebilirsiniz.

Kış herkes için keyifli geçmiyor ve bunu göz önünde bulundurarak sokakta yaşayan veya zor durumda kalan insanlar de için belediyenize bağlı zabıta müdürlüğünü arayabilirsiniz.



*Metnin tamamı VeganTürkiye'ye aittir. Yararlanılan kaynaklar ve alıntılar bağlantılarla gösterilmektedir.

9 Temmuz 2016 Cumartesi

Hayvanlarda Eşcinsellik

Hayvanlarda Eşcinsellik

Eşcinsel olduğu gerekçesiyle 2013 yılında Amerika'da öldürülmesi için barınağa terk edilen bulldog'un hikayesini hatırlıyorsunuzdur belki. İnternette başlatılan kampanya ile son anda bir veteriner teknikeri olan Stephanie Fryns köpeği kurtarmış ve ismini Elton koymuştu. Elton, hayvanlarda eşcinselliğe bakış açısının ne ilk ne de son kurbanı. Evcil hayvan olması ve hikayesinin yeni bir yuvada devam etmesi de büyük şans. 

(Elton ve Stephanie)

Uluslararası Af Örgütü'nün "eşcinsel kaplumbağa" temalı kısa filmi bu sene yayınlanmış ve oldukça tepki çekmişti. Tepkilerden biri homoseksüelliğin içinde acizlik ve mücadeleden yoksunluk barındıran bir kurgu ile özdeşleştirilmesiydi. Bir diğeri ise petshoplarda hayvan satışının normalleştirilmesi ile ilgiliydi. Yani hayvanın rengini, türünü, ırkını seçerek "satın almanın" olağanlaştırılması ve üzerine bir de cinsel yöneliminin etiket malzemesi yapılmasıydı.

"Hayvanlarda Eşcinsellik Bir Normdur"

Heteronormatif toplumlarda (ki modernite ile birlikte iyice ayyuka çıktığı üzere) eşcinsellik, türü fark etmeksizin bir canlı için ayrımcılık sebebidir. Gel gelelim insan dışındaki hayvanların durmaksızın köleleştirilmeye devam edildiği bu düzende hayvanlarda eşcinsellik ancak skandal haberlere konu olabiliyor. 
Oysa eşcinsel hayvanlar görünmez değil. Lethbridge Üniversitesi'nden Paul Vasey, hayvanlarda eşcinsellik üzerine çalışan akademisyenlerden biri ve Homosexual Behaviour in Animals isimli bir de kitabı var. Vasey'e göre, bazı hayvan topluluklarında eşcinsellik yaygın görülmesinin yanı sıra bir normdur. Örneğin, bir dişi diğer bir dişinin üzerine çıkarak genital organını uyarabilir veya farklı pozisyonlarda çiftleşmek isteyebilir.
Vasey, makaklar üzerine uzun yıllardır çalışıyor ve makakların çiftleşme dışında birbirinin gözünün içine neredeyse hiç bakmadığını belirtiyor. Yakınlaşan dişiler ise uyarılırken birbirinin gözlerinin içine bakıyor.
Ancak dişilerle çiftleşen dişi makakların tamamının eşcinsel olduğu söylenemez. Vasey, dişilerin, daha çok çiftleşmek için erkeklerin üzerine çıktığını ve bunun aynısını diğer dişilere de uygulayabildiğini söylüyor. Bazı böcek türlerinde ise dişiyi tanıyamama durumunda eşcinsel davranışlar gözlemleniyor.

(Görselin kaynağı için görsele tıklayınız)

Ancak öyle ilişkiler var ki tam anlamıyla eşcinselliğin görüldüğü söylenebilir. Laysan albatroslarında olduğu gibi. Tek eşliliğin hakim olduğu türde dişiler bir çift olarak yaşamlarını sürdürebiliyor. Hatta bu oran %30'ların üzerinde seyrediyor. Erkek kuşlardan yavru yapan dişiler, yavruları ise yine birlikte yetiştiriyor (1).
Homoseksüellik yalnızca birkaç türle kısıtlı değil elbette. Penguenlerden maymunlara, fillerden aslanlara kadar birçok türde eşcinsellik kayıt altına alındı. Eşcinsel davranışlar ise farklı türlerde farklı şekilde gözlemleniyor. Örneğin fillerde, kısa süreli heteroseksüel ilişkilerin aksine eşcinsel ilişkiler yıllarca sürebiliyor. 
Benzer şekilde yunuslar ve orkalarda da eşcinsel ilişkiler oldukça yaygın. Yirmi beş yaşın üzeri orkalarda zaman zaman görülen eşcinsel yönelimler favori partnere duyulan bağlılık ile uzun süre devam edebiliyor (2).

Homoseksüellik Toplumsal Sınırlardan Biridir

Aslına bakarsanız tüm bu "arkadaşlıkları" veya "partnerliği" homoseksüellik olarak tanımlamanın doğruluğunu da tartışmak gerekiyor. Heteroseksüellik ve homoseksüellik insanların toplumsal sınırları ile tanımlanan terimler (3) ise hayvanlar aleminde bu terimlere yer olmadığı da bir gerçek. Hemcinsi ile yakınlık kurduğu için insanlar tarafından ölüme terk edilen ve nefretin hedefi olan hayvanların ise esas olarak insan merkezci toplumsal algının kurbanı olduğu söylenebilir.


Yararlanılan kaynaklar:

(1) Successful same-sex pairing in Laysan albatross
(2) Homosexuality in marine mammals
(3) Gay animals out of the closet?

*Metnin tamamı VeganTürkiye'ye aittir. Yararlanılan kaynaklar ve alıntılar bağlantılarla gösterilmektedir.

20 Nisan 2016 Çarşamba

Türkiye'de Vegan Aktivizm Konulu İlk Akademik Çalışma Yayımlandı

Türkiye'de Vegan Aktivizm Konulu İlk Akademik Çalışma Yayımlandı

Türkiye'deki vegan aktivizm ile ilgili ilk akademik çalışma yayımlandı. Araştırmada, aktivistlerin eylem biçimlerinin yanı sıra, esas olarak sosyal medya deneyimleri üzerine çok sayıda bulgu yer alıyor.

Türkiye'de veganlık ve vegan aktivistlerin görünürlüğünün artmasıyla birlikte vegan aktivizm ile ilgili ilk akademik çalışma yayımlandı. Araştırma, aktivistlerin toplumsal ağ deneyimlerine odaklanırken etik veganizm ve Türkiye'de vegan aktivizm hakkında da geniş bilgi yer alıyor. 



Bununla birlikte, araştırmada bağımsız ve örgütlü 10 aktivist ile görüşme yapıldığı görülüyor. Araştırmanın öne çıkan bazı kısımları ise şu şekilde:

  • Türkiye’de veganizm için önemli bir olay da I. Vejetaryen/Vegan Onur Yürüyüşü’dür ve anaakım medya haber olarak pek çok insanın vegan sözcüğü ile tanışmasını sağlamıştır.
  • Veganların eylem biçimleri çeşitlilik göstermektedir. Örneğin, vegan anarşist tutsak Osman Evcan, cezaevinde kendisine vegan yemek verilmediği gerekçesiyle 2011 yılında açlık grevi yapmıştır (Başkent, 2011). Osman Evcan’ın grevine destek amacıyla http://osmanayemek.tumblr.com/ blogu açılmış, çevrimiçi imza kampanyası düzenlenmiştir ve Osman Evcan, sonunda cezaevinde vegan yemek hakkını elde etmiştir. 
  • Tüm eleştirilere rağmen birçok ülkede destekçisi olan ALF’in Türkiye destekçilerinin ilk “açık hayvan kurtarma eylemi” 2014 yılında İstanbul, Kadıköy’de bir petshoptaki tavşanları kaçırmak olmuştur.
  • Türkiye’de vegan aktivistlerin sokak eylemleri çoğu zaman oldukça dikkat çekicidir. 2012 yılından beri Taksim’de gerçekleştirilen Kurban Bayramı protestoları bunlardan biridir. 
  • Türkiye’de bazı vejetaryen/vegan uluslararası kuruluşların temsilciliklerini yürüten Türkiye Vegan ve Vejetaryenler Derneği de vardır.
Araştırmanın sonuç kısmında ise aktivistlerin sosyal medya kullanımına dair tartışma yer alıyor:
"Bu çalışmada vegan aktivistlerin sosyal medyayı ne amaçlarla kullandığı, vegan kimlikleri ile sosyal medyada nasıl var oldukları araştırılmıştır. Katılımcıların önemli kısmı, sosyal medyada veganizm ile ilgili bilgi ve haber içeren içerikleri paylaşmaktadır. Diğer yandan etkinlik ve protestoların sosyal medyada duyurulması, sosyal medyanın aktivizmdeki işlevlerinden yalnızca biri olarak görülebilir. İçeriklerin veganların kendi arasında oldukça tartışılması, sosyal medyanın iletişimden öte politik bir ortam olarak görüldüğünü düşündürmektedir.
Katılımcıların neredeyse tamamı sosyal medyada diğer veganlarla tanışmış ve yüz yüze görüşmüştür. Bu görüşmeler, aktivizm toplantıları, protestolar veya etkinliklerde gerçekleşmiştir. Türkiye’de az sayıdaki vegan aktivist için diğer veganları sosyal medyada bulmak ve örgütlenme için sosyal medyayı kullanmak kaçınılmaz görünmektedir.
Katılımcılar, sosyal medyada diğer veganların dayanışmacı olduğu kadar tartışmacı olduğunu da düşünmektedir. Veganların bu tip deneyimleri yeni yeni yaşamalarının tartışmalarda önemli etkisi olduğu söylenebilir. Veganların ekolojiyle ilişkisinden söz ederken de son derece dikkatli olmak gerekir. Çünkü insanlar, ekolojiye hiçbir zarar vermediği varsayılan durumlarda hayvansal ürün tüketiminin veganlar tarafından olumlu karşılanacağı hissine kapılabilir. Katılımcılara göre bu durumda etik veganlığın odağının hayvan hakları olduğu vurgulanmalıdır.
"

Aşağıdaki bağlantıdan bilimsel makalenin orijinaline (İngilizce) ulaşabilirsiniz:

Social Media Use of Vegan Activists in Turkey

İlgili bağlantılar:

Gezi Direnişi'nin Vejetaryen/Veganlıkla İlişkisi

*Metnin tamamı VeganTürkiye'ye aittir. Yararlanılan kaynaklar ve alıntılar bağlantılarla gösterilmektedir.

29 Mart 2016 Salı

Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Vegan Menü!

Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Vegan Menü!

Bundan yaklaşık 4 yıl önce, üniversite yemekhanelerinde veganlara yer yok başlıklı bir yazı yazmıştık. O günden bugüne Marmara Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi gibi vegan yemek talebinin olduğu üniversiteler en temel haklarına kavuştu. Şimdi sıra Dokuz Eylül Üniversitesi'nde.


Vegan yemek hakkına sahip çıkan üniversitelere Dokuz Eylül Üniversitesi de ekleniyor. Eğitim Sen'in yetkili sendika olarak dahil olduğu süreç sonunda 4 Nisan'dan itibaren bir öğrenci ve bir personel yemekhanesinde vegan menü servisine başlanıyor. 

Eğitim Sen'e göre idare, vegan yemek uygulamasının yaygınlaştırılabileceğini belirtiyor.

9 Mart 2016 Çarşamba

8 Mart'tan 9 Mart'a ve Dayanışma

8 Mart'tan 9 Mart'a ve Dayanışma

Geçtiğimiz sene 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü'nde bir pankart hayli dikkat çekmişti: "Süt Tecavüzdür!" Üzerine çokça konuşuldu. Kimileri desteklerken kimileri temeldeki benzerliği gözden kaçırdı. Kimileri ise nefret söylemi ile ortaya çıktı


"Kadının adı yok" diyoruz ya esasında ayrımcılığın ve köleleştirmenin adı, türü, cinsel kimliği yok. Kadına yönelik şiddetin yansıması; süt endüstrisinde insan dışındaki hayvanlara tecavüz, onları yavrularından ayırma, mezbahada şiddet ve ölüm ile kendini gösteriyor.

(Kaynak: 2015 - Derin Ekoloji)

Kadın ve hayvanın maruz kaldığı şiddetin benzerliğinin fark edilmesi gerekiyor. Yaşamında muhtemelen ilk kez bu durumla yüzleşenler, hayvanlarla aynı şiddete maruz bırakılmalarını "aşağılık" bir benzetme olarak görebiliyor. Eril dil, bir kez daha hayvana yönelik nefret söylemi ile birlikte kadınların haykırdığı bir günde kendini gösteriyor ne yazık ki.

Hayvanların birer "kişi" olduğunu göz ardı etmek, insanın doğaya yabancılaşmasının hem sebebi hem sonucu elbet. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü yaşam alanları kısıtlanan, yok edilen, yaşam hakları elinden alınan, fiziksel ve psikolojik işkenceye maruz bırakılan tüm kişiler için anlamlı bulmanın ötesinde bir yol görünmüyor. Eril şiddet, mezbahalardan, kürk çiftliklerinden, hayvanlı sirklerden yükseliyor.

Bu yüzden "Süt tecavüzdür" ve bu yüzden dayanışma ancak türler arası ayrımcılığa karşı ise dayanışma kavramına hakkı verilmiş olur. 


İlgili yazılar: 
8 Mart'tan: Süt Tecavüzdür

*Metnin tamamı VeganTürkiye'ye aittir. Yararlanılan kaynaklar ve alıntılar bağlantılarla gösterilmektedir. 

21 Şubat 2016 Pazar

#ArtvindeMadeneHayır

#ArtvindeMadeneHayır

Artvin halkı günlerdir Cengiz Holding'in Cerattepe'de yapmak istediği maden ocağına karşı direnişini sürdürüyor. Ülkenin farklı şehirlerinden ise bu direnişe destek veriliyor. 


Dünyanın 100 doğal ormanından birinin yer aldığı Cerattepe'de günlerdir polis ve halk karşı karşıya geliyor. Sebebi ise oldukça tanıdık; sermayenin doğayı talan edecek bir şantiye kurma çabası. Ancak Artvin halkı başta olmak üzere, farklı şehirlerden gelen insanlar Cerattepe'den vazgeçmiyor. Bu süreçte ise 760 kişinin katılımı ile Türkiye'nin en büyük doğa davası Cerattepe için açıldı.

Cerattepe'ye destek vermek için esnaflar camlarına afişler asarken sosyal medyada da Artvin konusu günlerdir en çok söz edilen konuların başında geliyor. Asılan afişlerden bazıları:



(Görseli büyütmek ve kaydetmek için üzerine tıklayın)

(Görseli büyütmek ve kaydetmek için üzerine tıklayın)



Olası bir şantiye ve maden ocağı kurulumunda binlerce ağaç kesilecekken sayısız hayvan da göçe zorlanarak hayvanların yaşam hakları ellerinden alınacak. 


Cengiz Holding'in sahibi Mehmet Cengiz, daha önce "Milletin a...'na koyacağız." sözlerinin kaydıyla medyada yer almıştı. Buna rağmen Cengiz Holding'in "yükselişi" sürdü



Kaynak:

Diken: Türkiye'nin en büyük doğa davası açıldı: 760 kişi müdahil oldu
Diken: Cengiz Holding Cerattepe’de ormanı ele geçirdi: 3 bin 500 ağaç kesilecek


*Metnin tamamı VeganTürkiye'ye aittir. Yararlanılan kaynaklar ve alıntılar bağlantılarla gösterilmektedir.

16 Aralık 2015 Çarşamba

İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi Yaşatmıyor, Öldürüyor



İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi Yaşatmıyor, Öldürüyor

İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde 2 koyunun kesilmesine karşı çıkan hayvan hakları aktivistlerine özel güvenlik ekipleri saldırdı.





Ve Haber'e göre, İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde kesim dersinde 2 koyunun kesilmesine engel olmak isteyen aktivistlere, veteriner fakültesi öğrencileri tepki gösterdi. Koyunların öldürülmemesi için direnen hak savunucularına öğretim üyeleri sözlü saldırıda bulunurken özel güvenlik ekipleri ise öğrencilere fiziksel müdahalede bulundu.

Protestoya ve hayvanların kurtarılmasına karşı çıkan bir öğretim üyesine, bir hayvan hayvanları aktivisti: "O bıçak sizin boğazınızda olsa böyle söylemezdiniz, kendinizi bu koyunun yerine koyun, biz buraya bir gün de olsa öldürülmemeleri için hapise atılma riskini göze alarak geldik." dedi.

Çevik kuvvet ve özel güvenlik ekiplerinin mezbahaya girmesinin ardından hayvan hakları savunucuları koyunlara sarıldı. Direnen yaşam hakkı savunucularından bazılarının telefonlarına el koyularak görüntüler silinmeye çalışıldı.

Kaynak:
Ve haber: İstanbul Üniversitesi'nde hayvan hakları savunucularına saldırı!

*Metnin tamamı VeganTürkiye'ye aittir. Yararlanılan kaynaklar ve alıntılar bağlantılarla gösterilmektedir.

Osman Evcan ile Dayanışmaya!

Osman Evcan ve Vegan Tutsaklar ile Dayanışmaya!

Temel ihtiyaçlarının karşılanması için Osman Evcan bir kez daha açlık grevinde. Açlık grevinin kritik bir döneme girdiği 37. gününde Osman ile dayanışma için 16 Aralık Çarşamba günü bir eylemi gerçekleştirilecek. Koğuş arkadaşı Hasan Çınar ise açlık grevinin 12. gününde. Osman ve Hasan temel haklarını kazanana kadar açlık grevlerinden vazgeçmemeye kararlılar.

Yer: Galatasaray Lisesi Önü
Saat: 19:00 (Saat 20:00'de basın açıklaması için Tünel'e yürüyüş yapılacak.)



Osman Evcan'ın taleplerini yazdığı mektubu:

Özgürlükçü Kamuoyunun Bilgilerine!

Süresiz açlık grevi eylemine başlamamla ilgili komuoyunu bilgilendirme konusunda:

Kocaeli 1 Nolu F Tipi Cezaevi’nde bulunan vegan eko anarşist bir tutsağım. Vegan yaşama başlamam nedeniyle hayvan eti ve hayvansal ürün yemiyorum. Hayvan bedeninde yapılmış olan hiçbir eşyayı kullanmıyorum. Bu yaşam tarzım, hayvan özgürlüğü ve hayvan haklarıyla ilişkili olduğundandır.

Kocaeli 1 Nolu F Tipi’ne 24 Nisan 2014 tarihinde gelmiş oldum. Vegan beslenmekte olduğumu bir dilekçe yazarak cezaevi yönetimine bildirmiş oldum. Hayvan eti ve hayvansal ürünler yemediğimi, sebze-meyve, tahıl ve bakliyat türü gıdalarla beslenmekte olduğumu cezaevi idaresine ve açık cezaevi kurum müdürlüğüne iletmiş oldum. Vegan beslenmemi bu gıdalarla sürdürmüş olduğumdan dolayı yemeklerimin ve iaşemin bu tür beslenmeye uygun olacak şekilde düzenlenmesini talep etmiş oldum.

Ayrıca cezaevi iç ve dış kantininde vegan beslenme ihtiyacımı karşılayacak vegan ürünlerin bulundurulmasını ve satılmasını talep etmiş oldum.

Uzunca bir süre bu taleplerim kabul edilmedi. Bulunmakta olduğum Kocaeli 1 Nolu F Tipi Cezaevi İdaresi’ne ve yemeklerin pişirildiği Kocaeli Açık Cezaevi Kurum Müdürlüğüne onlarca kez dilekçeler yazmama rağmen dilekçelerime yanıt verilmedi.

Yıllarca bu yaşamsal sorunlarımızın çözülmesi için yine daha üst kurumlar olan Adalet Bakanlığı’na, Cumhuriyet Baş Savcılığı’na ve Kocaeli İnfaz Hakimliğine aynı şekilde dilekçeler yazmış oldum. vegan beslenebilme sorunum çözüme kavuşturulmadı.

Bunun yanı sıra ailem ve dışarıda bulunan vegan arkadaşlarımızda vegan beslenme sorunumuzun çözülmesi için ilgili yasal kurumlara dilekçeler yazıp girişimlerde bulundular.

Bir yıldan fazla süren bir zaman içerisinde vegan tutsaklar olarak yasal, hukuki ve insani haklarımızın sağlanabilmesi için tüm bu çabalarımız, girişimlerimiz sonuçsuz kaldı.

Vegan beslenme, iaşe ve iç-dış kantinden ihtiyacımız olan vegan gıdaları temin edemediğimiz için sağlık problemleri yaşamaya başladım. Yetersiz dengesiz beslenme durumu sık sık hastalanmamı beraberinde getirmiş oldu. Vücudum dayanıklığını yitirmiş oldu.

Bu süreçte baskıcı, otoriter ve keyfi uygulamalara karşı direnmek ve temel insani haklarımızın iadesi için en son çare olarak 25 Mayıs 2015 tarihinde süresiz açlık grevi eylemine başladım. Bu eylemim 33 gün sürmüş oldu. 26 Haziran 2015 tarihinde açlık grevi eylemimin talepleri kabul edildi.

Yapılan anlaşma gereğince;

1. Cezaevi iç kantininde bulundurulmayan ve ihtiyacımız olan vegan ürünleri, gıdaları cezaevi yönetiminin gözetiminde Vegan Dükkan’dan temin edebileceğiz,

2. Kocaeli Açık Cezaevi Kurumu’nda pişirilip getirilen yemeklerimiz;
-Mevsimlik sebzelerden pişirilip tarafımıza verilecek,
-Mevsimlik olmayan sera ve konserve ürünler verilmeyecek,
-Yeterli düzeyde ihtiyacımız olan tahıl ve bakliyat türü yemekler verilecek,
-Haftalık olarak ve topluca iaşemizle orantılı olarak mevsimlik sebze ve meyve ihtiyacımız (karnıbahar, brokoli, çiğ mantar, havuç vb. sebzeler) tarafımıza çiğ olarak verilecek.

Yukarıda belirtmiş olduğumuz yasal, hukuki, insani haklarımız yapmış olduğumuz süresiz açlık grevi eylemimiz sonucunda biz vegan anarşist tutsaklara verilmiş oldu. Bu açlık grevi eylemim nedeniyle sakat kalabilir ya da ölebilirdim. En temel yasal, insani, evresel, hukuki haklarımız dahi ölüm pahasına yaptığımız açlık grevleri sonucu tarafımıza iade edilmiş oluyor.

Biz vegan tutsaklara sağlanan bu haklar 26 Haziran 2015 tarihinde kabul edildi ve uygulamaya konuldu. Yaklaşık olarak 4 ay kadar sürmüş oldu. En son olarak da 06 Kasım 2015 tarihinde cezaevi idaresi tarafından keyfi bir biçimde ve otoriter bir uygulamayla yasaklandı. Bu uygulama insani olmayan, hukuki olmayan baskıcı bir uygulamadır. Hak gaspıdır, hak ihlalidir. Yıllarca süren çabalarımız, mücadelemiz ve ölüm pahasına yaptığımız açlık grevi eylemimiz sonucu vegan anarşist tutsakların kazanmış olduğu bu yaşamsal haklar bir çırpıda gasp edilmiştir. Temel insani evrensel haklarımız bir anda ihlal edilip yok sayılmıştır.

En son olarak 6 Kasım 2015 tarihinde ihtiyacımız olan vegan gıda-ürün kolisi kargo ile Vegan Dükkan tarafından bulunduğum cezaevine postalanmış oldu. Koliyi almaya gittim. Koli açıldı, içindekiler tek tek incelendi. fakat tarafıma verilmedi, depoya konuldu. Cezaevi idaresi bundan sonra kargo ile gelen ürünleri vegan tutsaklara vermeyeceğiz demiş oldular.

Aynı uygulama C-Blok’ta bulunan ve vegan beslenen Kemal Toka isimli arkadaşa da yapıldı. Onun vegan beslenme hakları da aynı şekilde gaspedildi. Söz konusu bu hak gaspları ve hak ihlalleri vejetaryen ve hasta tutsaklara yönelik olarak da sistematik olarak uygulanmaktadır.

Cezaevi idaresinin bu keyfi uygulamalarının bir başka biçimi ise yemeklerimizin pişirildiği, dağıtıldığı ve haftalık olarak planlandığı Kocaeli Açık Cezaevi Kurum Müdürlüğü tarafından gönderilen 12 Kasım 2015 tarihli Haftalık Vegan Yemek Listesi mevcut içeriğiydi. Listede bal ve yoğurt gibi tahakküm içeren hayvansal gıdalar bulunmaktaydı. Cezaevi idaresi bir buçuk yıldır vegan beslenme tercihimizi bilmesine rağmen bu tür psikolojik baskı ve saldırılara başlamıştır.

Vegan tutsaklar, vejetaryen tutsaklar ve hasta tutsaklar olarak yaşadığımız bu özgün hak gasplarına ek olarak cezaevinde yaşanan ve tüm tutsaklara yönelmiş pek çok sorun yaşanmaktadır. Cezaevi idaresinin uygulamış olduğu otorier, keyfi uygulamalar insani hak ihlallerini ve gasplarını beraberinde getiriyor.

Cezaevi idaresinin bu hak gaspları ve ihlallerini kınamak ve ihlal edilen temel insani haklarımızın geri iade edilmesi amacıyla 10 Kasım 2015 tarihinde süresiz açlık grevi eylemine başladım. insani haklarımız iade edilene kadar süresiz açlık grevi eylemine devam edeceğimi kamuoyunun bilgilerine sunmak istiyorum.

Sürdürmekte olduğum süresiz açlık grevi eylemim nedeniyle sağlık durumum bozulabilir, sakat kalabilirim ya da yaşama hakkımı yitirmiş olabilirim. Yaşanabilecek tüm bu olumsuz durumların tek sorumluları;

1. Adalet Bakanlığı
2. Cumhuriyet Başsavcılığı
3. Kocaeli 1 Nolu F Tipi Cezaevi
4. Kocaeli Açık Cezaevi Kurum Müdürlüğü
olacaktır.


Aşağıya cezaevi idaresinin keyfi, otoriter, baskıcı uygulamaları nedeniyle oluşan yaşamsal sorunlarımızı maddeler halinde sıralamaktayım. Bu sorunlarımız çözülene kadar süresiz açlık grevi eylemimi sürdüreceğim. Bu bilgiyi ve eylemlilik halimi kamuoyu ile paylaşmak ve kamuoyunun bilgilerine sunmak istiyorum.

Süresiz Açlık Grevimin Nedenleri:

Çözümlenmesini istemiş olduğumuz sorunlarımız;

1. Vegan tutsakların kazanılmış haklarının keyfi olarak gasp edilmesi uygulamasına son verilmelidir. vegan tutsakların sağlıklı ve dengeli beslenebilmeleri için ihtiyaş duydukları vegan gıdalar, ürünlerin temin edilmesinin maddi koşulları sağlanmalıdır.
Kantinde olmayan, satılmayan ve ihtiyacımız olan vegan gıdaların idarenin denetiminde gözetiminde dışarıdan ailelerimiz ve yakınlarımız aracılığıyla karşılanmalıdır. Bu olanaklar sağlanmalıdır. Bu konuda yasaklama ve kısıtlama yapılmamalıdır.
Kantine getirilip satılan vegan ürünler fahiş fiyatlarla vegan tutsaklara satılmaktadır. Bu ürünler kâr amacı güdülmeden vegan tutsaklara satılmalıdır.

2. Vegan tutsaklara sağlanan bu haklar aynı şekilde vejetaryen ve hasta tutsaklara da sağlanmalıdır. Hasta tutsakların yasal, insani ve hukuki hakları keyfi biçimde ihlal edilmiştir. Bu hak ihlaline son verilmelidir.

3. Vegan, vejetaryen ve hasta tutsaklara özgün beslenme koşulları nedeniyle sağlıklı ve dengeli beslenebilmeleri için ihtiyaç duydukları elektrik ocağı sağlanmalıdır. Çünkü vegan, vejetaryen ve hasta tutsakların elektirik ocağına ihtiyaçları vardır.

4. Sebze-meyve dış kantininden vegani vejetaryen ve hasta tutsakların ihtiyaç duydukları sebze ve meyveyi satın almalarının önü açılmalıdır.

5. Vegan, vejetaryen ve hasta tutsaklara ihtiyaç duydukları mevsimlik sebze ve meyve haftalık olarak ve topluca iaşe bedeliyle orantılı olarak açık cezaevi kurumu tarafından hazırlanmalıdır.

6. Tüm uyarılarımıza rağmen haftalık vegan yemek listesine bal, yoğurt vb. hayvansal ürünler eklenmektedir. Bu tür psikolojik baskılara, uygulamalara son verilmelidir. vegan tutsaklar bu tür hayvansal ürünleri tüketmemektedirler.

7. Tutsakların ihtiyacı olan semaver (su ısıtıcısı) satışı iç kantinde yapılmalıdır. Tutsaklar bu ihtiyaçlarını iç kantinden karşılayabilmelidir.

8. Tutsakların cezaevine ilk gelişlerinde uygulanan ve insani olmayan baskıcı, otoriter, rencide edici çıplak arama uygulamasına son verilmelidir.

9. Cezaevi içinde keyfi olarak ve sık sık yapılan ayakkabı çıkarttırarak arama uygulamasına son verilmelidir.

10. Açık görüşme esnasında diğer arkadaşlarımızın ziyaretçileriyle bir araya gelebilme ve fotoğraf çektirme olanağı hakkı sağlanmalıdır.

11. Açık görüşme odalarına çay pişirme makineleri konulmalıdır. Açık görüşe gelen ailelerimize ve arkadaşlarımıza çay ikram edebilme olanağı sağlanmalıdır.

12. Kürt halkına yönelik otoriter baskılara, şiddete, teröre, katliamlara son verilmelidir. Kürt halkının kendi dilini, kültürünü, toplumsal yaşamını, özgürce belirleme hakkı ihlal edilmemelidir. Kürt halkının ve diğer milliyetlerden tüm Türkiye halkları bu temel, evrensel ve doğal haklarını eşit bir biçimde özgürce kullanabilme hakkına kavuşmalıdır.

13. Kadınlara yönelik cinsiyetçi baskılara, şiddete, teröre, katliamlara son verilmelidir.

14. Doğanın talanına, kirletilmesine, katledilmesine ve sömürülmesine son verilmelidir.

15. Hayvanlara yönelik türcü katliamlara, şiddete, sömürüye son verilmelidir.

16. LGBTİ bireylere yönelik homofobik, transfobik, şiddete, teröre ve katliamlara son verilmelidir.

17. Emperyalist küresel sömürgeci devletler Suriye’de ve tüm Ortadoğu coğrafyasındaki işgale, sömürüye, savaşa, katliamlara son vermelidir. Suriye’de ve Ortadoğu’da yaşanan savaşın başlatıcıları ve sorumluları Batılı sömürgeci devletlerdir. Tüm Ortadoğu halkları işgalci, sömürgeci, katliamcı Batılı sömürgeci devletlere karşı aktif bir mücadeleyi kolektif bir biçimde hayata geçirebilmelidir.

18. Ortadoğu’da, Suriye’de çıkartılan savaş nedeniyle ülkemize göç eden göçmen halklara yönelik şiddete, sömürüye, tecavüzlere, katliamlara son verilmelidir.

Yukarıda sıralamış olduğum sorunların çözülmesi amacıyla 10 Kasım 2015 tarihinde süresiz açlık grevi eylemine başlamış oldum. Kamuoyunun bilgilerine sunarım. Sevgi ve selamlarımla.

Vegan Eko Anarşist Tutsak
Osman Evcan

Kocaeli 1 Nolu F Tipi Cezaevi 10.11.2015
A-7-21
Kandıra/KOCAELİ


Çağrı: https://www.facebook.com/events/1679549448979000/

İlgili Bağlantılar: http://veganturkiye.blogspot.com.tr/2015/05/kandiradaki-vegan-tutsaklardan.html

*Metnin tamamı VeganTürkiye'ye aittir. Yararlanılan kaynaklar ve alıntılar bağlantılarla gösterilmektedir.