Hürriyet

5 Temmuz 2012 Perşembe

Azınlıksak Azınlık Haklarımızı İstiyoruz!

Azınlıksak Azınlık Haklarımızı İstiyoruz!

        Sosyal medya ve blogların kullanımının artması ile özellikle vejetaryen ve vegan sayısının bir hayli az olduğu ülkelerde onlar için alternatif bir mecra oluştu denilebilir. Mikrobloglar ise mevzuyu başka bir boyuta taşıdı ve insanlar sadece sorunları değil aynı zamanda talepleri de konuşmaya başladı. Etyemezler için bu taleplerin içinde; ürünün hayvanlar üzerinde test edilip edilmediğine dair ambalajda bir ibare görmek ve vejetaryen/vegan sembollerinin ambalajda kullanımının zorunlu hale getirilmesi var. 

        Türkiye'de bu talepler geleneksel medyada kendine yer bulamıyor. Çünkü vejetaryenler ve veganlar nüfusun çok küçük bir bölümünü oluşturuyor ve çoğulcu modelden bi'haber bu ülkede onların talepleri görmezden geliniyor. Tıpkı diğer azınlık politikalarında olduğu gibi veganların taleplerinin karşılanıp karşılanmayacağını da 'çoğunluk' belirlemeye çalışıyor. 

       Dünya nüfusunun ne kadarı vejetaryen ve vegan dersiniz? Buna cevap vermek çok güç ancak bazı ülkelerde vejetaryen gruplar, bağımsız topluluklar ve vejetaryen markete yönelik araştırma yapan şirketler tahmini sonuçlar yayımlıyor. Örneğin Vegetarian Times Magazine'in 2008'de yayımladığı "Vegetarianism in America" çalışmasının sonuçlarına göre Birleşik Devletler nüfusunun %3,2'si yetişkin vejetaryen, %10'u vejetaryen eğilimli besleniyor. İtibar gören medya ve market araştırmaları şirketi Mintel'in 2006'daki araştırmasına göre İngiltere nüfusunun %6'sı vejetaryenken %10'u kırmızı et yemiyor. Üstelik bu ülkelerde hayvan haklarının yanı sıra sağlık için vejetaryen beslenenlerin sayısı da bir hayli çok. Wikipedia'nın derlemesine göre ise Avrupa Birliği ülkeleri içinde en yüksek vejetaryen oranı %10'la İtalya'da. Ve çokça merak edilen Hindistan'daki vejetaryenlerin genel nüfusa oranı 2006 Hindu-CNN-IBN State of the Nation Survey' göre %31. Türkiye'de ise şimdiye kadar yapılmış bir araştırmaya denk gelmek imkansız görünüyor. 

      Türkiye'de toplum etyemezlere yabancı. "Balık da mı yemiyorsun?", "Köfte? Köfte de mi?" sorularıyla mevzuyu henüz anlamaya çalışıyorlar. Ancak tüm bunlar vejetaryen ve veganların ne yediklerini, giydiklerini bilme haklarını gölgeleyemez. Öncelikle Türkiye'de vejetaryen ve vegan yerli üretim yapan şirketlerin şeffaf olması gerekiyor. E-posta ile şirketlerden bu konuda 'güvenilmez' bilgi almak istemiyoruz. Muhatabımız uzmanlar olmalı. Vejetaryen ve vegan sembollerin ambalajda kullanımı yasal olarak zorunlu kılınmalı. Bu sembolleri kullanacak şirketler gerekli sertifikalarını almalı. 

     Hayvanlar üzerinde test edilmeyen ürünler yine bunu ambalajında belirtilmeli. Sıçrayan tavşanı görmek; ürün kodu taramaktan çok daha pratiktir! Hayvanlar üzerinde test edilen içerikleri kullanan ama hayvanlar üzerinde test uygulamayan ürünler bu logo veya sembolleri kullanmamalıdır. Ama durun yahu; ne ara bu noktaya geldik? Daha tükettiğimiz ürünün ne olduğu hakkında şeffaf bir politika ile bilgilendirilemiyoruz ki. Geri dönüşüm sembolünün yanında bunları görmek istiyoruz. Ama azınlık olduğumuzu unutup haddimizi biraz aşıyor muyuz ne?!

*Metnin tamamı VeganTürkiye'ye aittir. Yararlanılan kaynaklar ve alıntılar bağlantılarla gösterilmektedir.

0 yorum:

Yorum Gönder