Hürriyet

25 Nisan 2012 Çarşamba

Zoofillerle Tokalaşmak

      Önceden hayvan katliamlarını ve istismarlarını ancak çevremizden duyardık. Falanca yerde köpekleri belediye zehirlemiş, filanca yerde "eşekçi" varmış diye. "Eşekçi" nedir bilirsiniz değil mi? Anadolu'nun kırsalında kullanılır daha çok; eşekle cinsel ilişkiye giren insanlar için söylenir. Demek eşeğe tecavüzün yaygınlığı o kadar iyi biliniyor ki böyle bir sıfat türetilmiş. Yoğun kentleşme ile kırsalda yaşayan tecavüzcülerin şehirlere göç etmesi, eşek bulamayarak şehirdeki tecavüzcülerin yaptığı gibi köpek ve hatta kedilere tecavüz edildiğini duymayan, bilmeyen kalmadı artık. Hatta hayvandan bu iş için rıza aldığını söyleyebilecek kadar ileri gidenleri bile var günümüzde. 

        Mevzunun kökeni literatürdeki adıyla "Zoofili"ye uzanıyor.  Zoofili tek başına bireyi ilgilediren bir kavram değildir, toplumun tamamını ilgilendirir. Bilinen anlamıyla zoofili, hayvanla cinsel birleşme yaşama veya hayvanla "cinsel tecrübe" edinmedir. Ancak zoofili sadece cinsel birleşme odaklı olarak kişilerde kendini göstermeyebilir, bir hayvana karşı duyulan romantik hisler ve bağlılık da zoofilinin konusuna girer.  Tüm bunların ortaya çıkmasında pek çok etken olabilir. Bu konuda Türkçe kaynağa rastlamak oldukça zor. Zoophilia in Men: A Study of Sexual Interest in Animals adlı C. J. Williams ve M. S. Weinberg'in makalesi iyi bir kaynak olabilir: 
Özetle sosyo-psikolojik olarak, Freudcu bakış açısıyla, analitik ve farklı yöntemlerle zoofili altında yatan sebepler araştırılabilir. Bu noktada psikolojiyle birlikte hukukun da devreye girmesi gerekir. 

         Özellikle Batı Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinin hukuki düzenlemelerinde zoofili için "hayvan istismarı" kapsamında caydırıcı cezalar yer alıyor. Ancak diğer yandan bazı ülkeler zoofiliye karşı duyarsızlıkta Türkiye ile yarışabilir halde. Bakanlıkların isimlerinin yeniden düzenlenmesinden evvel Çevre ve Orman Bakanı olan, bugün Orman ve Su İşleri Bakanı olarak göreve devam eden Veysel Eroğlu'nun çok da eski olmayan, 2010 tarihli bir açıklamasına yer verelim: 
"Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Türkiye'de son 3 yılda hayvanlara şiddet uygulayan ve tecavüz eden 54 kişiye toplam 26 bin 510 TL para cezası kesildiğini açıkladı. Uygulanan en düşük para cezasının 68 TL, en yüksek para cezasının ise 11 bin 446 TL olduğunu kaydeden Eroğlu, hayvan sevgisinin toplumun geneline aşılanması için yerel yönetimler ve okullarla işbirliğine gideceklerini ifade etti."

          Açıkçası okuyunca insanı tedirgin eden bu açıklamayı Veysel Eroğlu yaparken bizim gibi hissetti mi tahmin edemiyoruz. 68 lira gibi komik "tarifelerle" hayvan tecavüzlerinden insanları caydırabileceğini sanan bir devletin daha vahim tutumu ise bu insanların "iyileştirilmesi" yerine toplum içinde hiçbir sorun yokmuş gibi yaşamalarına göz yumması. İsterseniz binlerce liralık cezalar kesilsin, aylarca cezaevlerinde tutulsun bu insanların ilk fırsatta yine hayvana tecavüz etmeyeceklerinin bir öngörüsü olamaz. Ekşi Sözlük yazarı  "ben butun cbnce dizilerini izliyorum"un aşağıdaki yazısı bu durumun vahametini gözler önüne seriyor:

"...Geçen yıl bir köpek geldi kliniğe. Rottweiler. Sahibiydi getiren. İyi bakıldığı her halinden belliydi. Rutin muayene sırasında, köpeğin arka kısmına doğru dokunduğumda huzursuz olduğunu fark ettim. Hocama söyledim hemen çaktırmadan. o da kontrol etti. Anüsteki yırtıklar ve pıhtılaşmış kan her şeyi açıklıyordu. Kimi de böyledir işte. iyi bakar, para harcar. canı istediğinde de, canının istediğini yapar." (http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=22264396)
        Bu yüzden zoofiller için hukukun psikolojiyle beraber toplum yararına çalışması gerekir. Senelerdir hayvan hakları savunucularını oyalayan meclisin bu konuda sessiz kalması herhalde muhafazakar liberallerin işine geliyor diye düşünmekten kendimizi alamıyoruz. Geçtiğimiz sene ünlü hayvan hakları savunucularının başbakan ile görüşmesinin ardından yaptıkları umut dolu açıklamaların karşılığını henüz görebilmiş değiliz. Oysa söz konusu olan meclis birkaç saat içinde sanatı tekeline geçirmek için çalışan, orman arazilerinin yok edilmesinin önünü açan yasalara onay veren bir meclis. Aynı meclis; bunca zaman içinde veteriner hekimler, hayvan hakları savunucuları, gönüllü hukukçular, evrensel değerler ve etik konularında çalışan akademisyenlerin birlikte hazırlayabileceği bir yasayı onaylamaktan aciz olamaz.

*Metnin tamamı VeganTürkiye'ye aittir. Yararlanılan kaynaklar ve alıntılar bağlantılarla gösterilmektedir. 


0 yorum:

Yorum Gönder