Hürriyet

15 Nisan 2012 Pazar

"Animal Kill Counter"         
       Pek çok web sitesinde görmüşsünüzdür "öldürülen hayvan sayacı"nı. Domuz, hindi, koyun, at, keçi, ördek, tavuk, sığır, deve ve bizonun yer aldığı liste, siz o sayfaya giriş yaptığınız andan itibaren hangi türden kaç hayvanın öldürüldüğünü gösterir. Anladığınız üzere listede yalnızca besin için öldürülen hayvanlar yer alır. Sayacın altını üstüne getirebilecek balıklar, deniz canlıları bu listeye dahil değildir. Beri yandan "otantik tatlar" bayağılında pazarlanan otantik hayvanların katli de listede yer almaz.

       Bu sayacın sunduğu verilere genelde kaynak olarak Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Organizasyonu'nun sunduğu 2007 istatistikleri gösterilir. Buna göre en çok öldürülen tür tavuklar, aynı sürede en az öldürülen tür ise tavukların 37 binde biri oranla develerdir. Tavukları; domuzlar, hindiler, sığırlar takip eder sıralamada. Tabi bunlar kayıt altına alınabilmiş ölüm oranlarından elde edilen istatistiki bilgilere göre elde edilen sonuçlardır; kayıt dışı ölümleri varın siz düşünün.

        Bu sayacın sayfalarda yer almasının amacı; siteyi ziyaret eden türcülük karşıtı kişilere veya hayvan hakları savunucularına mevcut durumu hatırlatmak olabilir. Sayacın asıl amacı ise; hasbelkader sayfaya giren internet kullanıcılarına ya da  tür ayrımcılığına karşı bir harekete yeni dahil olmuş insanlara "neyle karşı karşıya olduklarını" göstermek olmalı. 

        Yalnız bu sayaçların bilişsel süreçle ilgili olarak bir süre sonra etkisi azalıyor. İlkinde "Vay be!" derken ikincisinde sayaca bakıp iç geçiriyorsunuz, sonrasında sayaç sitenin tasarımının bir parçası haline geliyor. Ertesi gün baktığınızda sayacın verileri değişmiyor, görme seçiciliğini yitiriyor sayaca karşı, sayaç size yeni bir şey sunmuyor, kanıksanıyor ve sayaç bir süre sonra işlevini yitiriyor. Ama durun! Bu durumun negatif yönde bir etki bırakmamalı. Sayacın olduğu siteye, orada olup olmamasıyla ilgilenmeyecek kadar giriş yaptıysanız zaten sayaç görevini tamamlamış demektir. 

İlginizi çekebilir:

http://actionforanimalskansas.blogspot.com/2008/11/animal-kill-counter.html

*Metnin tamamı VeganTürkiye'ye aittir. Yararlanılan kaynaklar ve alıntılar bağlantılarla gösterilmektedir. 

4 yorum:

Et yemeyenlerin favorisi soya fasülyesi üretilirken ölen böcekler, fareler, solucanlar vs. hayvan değil mi? Veya tahıl ürünlerinin yetiştirilmesi için katledilen ormanlarda yaşayan hayvanlar, hayvan değil mi? Onları da sayaca dahil edin lütfen böylece sadece et yiyenlerin vicdanı sızlamasın.

Lütfen kasıtlı ölümlerle kazara ölümler arasında bir benzerlik kurma gafletinde bulunmayın.

"bazı et yiyenler, ekinleri hasat eden traktörlerin bazı hayvanları kazara öldürmesini sebep göstererek, veganların dolaylı yoldan hayvan öldürdüklerini iddia ediyorlar.dünya genelinde 60 miyar kara hayvanının mezbahalarda ve 90 milyar deniz hayvanının ise önceden planlanmış bir şekilde öldürülmesi, traktörün tarlalarda kazayla neden olduğu ölümlerle tamamen zıtlık içindedir. adaletsiz yasal sistemlerimiz bile önceden planlanmış cinayet ve kaza sebebi olan ölümler arasındaki farkı tahakkuk etmektedir. çiftiler traktörlerini, yer sincaplarını ve yılanları kasten öldürmek için kullanmadıklarından dolayı, bunun ne zaman, nerede ya da hiç olup olmayacağını hiçbir zaman bilemezsiniz. mezbahalar, et tüketicileri için hayvanları -bile bile- öldürmektedirler. kimse kasıtlı olarak yer sincaplarını veganlar için öldürmez. sasha hayvan sığınma çiftliğinde 15 sene gönülü olarak çalıştım. tarladaki otları biçerken bazen bir tarla faresinin ya da yılanın balyalandığı olmuştu. fakat bu bizi hiçbir zaman kasıtlı katiller yapmadı, sadece 21. yüzyılda makinelere güvenen insanlarız biz. makineleri kullandığımız sürece kazayla gerçekleşen hayvan ve insan ölümleri yaşanacaktır. hayvan-traktör konusunu ortaya atan et yiyicilerin, dünya genelinde her yıl milyonlarca insanın ölmesine sebep olan araba ve kamyonları kullanmaya devam etmeleri tam bir iki yüzlülük değil mi? bu kazara gerçekleşen ölümlerin et yiyiciler için hiçbir sakıncası yok çünkü onlar insan öldürme bağımlıları değillerdir. onlar hayvan öldürme bağımlılarıdır. ve bağımlılar bu dünyayı tahrip eden, en çılgın, en mantıksız, bahanelerle dolu insanlardır . bağımlılar, alışkanlıkları söz konusu olduğunda her zaman mantıksızca hareket edenlerdir. siz, söz konusu alkol, sigara ve eroin olduğunda mantıklı ve ahlaki davranan alkolik, sigara içicisi ya da eroin bağımlısı gördünüz mü hiç? tabii ki hayır ve aynı şekilde söz konusu hayvan hakları konusu ya da insanların hayvanları köleleştirmesi, katletmesi ve yemesi tartışmaları olduğunda da, rasyonel ya da ahlaki düşünen et, yumurta ve süt ürünleri tüketicileri bulamazsınız."
gary yourofsky

siteyi komple okudum, kuzu haşlama yemeye gidiyorum çiçek lokantasında...

Mağara döneminden kalma yamyamlar önemsemez bu istatistikleri. Onların tek amacı damak tadını yüksek kalitede tutmak. Et yemeyi ölümüne savunan insanlar her türlü kötülüğü yapabilir kanımca. Tarihte pekçok insan eti yiyen seri katiller vardır. Ben hiç vegan bir seri katil duymadım. Veganizm şiddetsizliğe doğru yol alan gerekli bir basamaktır. Et yemek atalarımızdan kalan kötü bir mirastır. Bunu kabul etmemiz gerek. Artık bilimsel olarak da vegan beslenmenin çok sağlıklı olduğu kanıtlanmışken et yemek için gerekçe kalmamıştır. Buna rağmen bu vahşeti sürdürenlere asla saygı duymuyorum. Evrimsel süreçte, bazı diğer mekanizmalar gibi bizim hayatta kalmamızı sağlayan et, günümüzde kanlı bir kültür haline dönüşmüştür. Gezegenimizin geleceğini tehdit eden bu et yeme kültürü ortadan kalkmadan asla sürdürülebilir bir dünyaya sahip olamayacağız. Et yiyenler sadece kötü koşullarda yetiştirilen, öldürülen hayvanları tüketmekle kalmıyor; yağmur ormanlarını da mideye indiriyorlar. Kelimenin tam anlamıyla kapitalizmin çevreye karşı, hayvanlara karşı, tüketiciye karşı (sağlıksal sebebler) vurdumduymazlığını onaylıyorlar, bununla da kalmıyorlar tabii, ateşli bir destekleyicisi oluyorlar. Et yemeyi meşrulaştırmaya çalışmak gibi akılsızca bir iş yapıyorlar. Veganlara nefret duyuyorlar. Bunlar kabul edilir şeyler değil. Veganlar doğayı kucaklama konusunda gezegenin en iyi örnekleri durumunda. Buna rağmen etçil takımı kanlı propagandasına devam ediyor. Damak tadını her şeyin önünde tutan insanları hiçbir şekilde ciddiye almamaktayım. Herhangi bir özgürlük hareketlerindeki ikiyüzlü tavırlarını üzülerek seyrediyorum. Yapabilecekleri en iyi bireysel eylem vegan olmakken onlar damak tadını buna tercih ediyor. Doğa sadece insanlara ait değil. Herkes çevresine duyarlı olmak yükümlülüğünde. İhtiyacımız olmamasına rağmen et yemeyi sürdürmek dünyaya yapılabilecek en kötü şeylerden birisi. Bunun dışında veganlığa karşı herhangi bir olumsuz düşüncesi olmayan, bu küçük azınlıktan oluşan gruba saldırmayan hatta veganlığı eyleme geçirmek isteyip de kültürel normlar, köklü alışkanlıklardan dolayı bir türlü uygulayaman karnistlere saygı duyuyorum. Benim rahatsız olduğum husus, veganlığın dünyaya olan devasa faydalarını bir türlü görmek istemeyen, bundan bahsetmeyen, sürekli bu akıma karşı akılsızca saldıran karnistlerdir. Zamanında köle karşıtlığı hareketine yağılan saldırılara benzetiyorum bu durumu. Gerçekten çok benziyor. O zamanda aynı taktiklerle şiddetli bir şekilde karşı çıkılıyordu. Hayvan köleliğinin bitmesi de kuşkusuz aynı sebeblerle reddediliyor. Tarih bizlere çok şeyler öğretebilir. Herkesi bu duruma duyarsız kalmamaya çağırıyorum.

Yorum Gönder