Hürriyet

9 Temmuz 2016 Cumartesi

Hayvanlarda Eşcinsellik

Hayvanlarda Eşcinsellik

Eşcinsel olduğu gerekçesiyle 2013 yılında Amerika'da öldürülmesi için barınağa terk edilen bulldog'un hikayesini hatırlıyorsunuzdur belki. İnternette başlatılan kampanya ile son anda bir veteriner teknikeri olan Stephanie Fryns köpeği kurtarmış ve ismini Elton koymuştu. Elton, hayvanlarda eşcinselliğe bakış açısının ne ilk ne de son kurbanı. Evcil hayvan olması ve hikayesinin yeni bir yuvada devam etmesi de büyük şans. 

(Elton ve Stephanie)

Uluslararası Af Örgütü'nün "eşcinsel kaplumbağa" temalı kısa filmi bu sene yayınlanmış ve oldukça tepki çekmişti. Tepkilerden biri homoseksüelliğin içinde acizlik ve mücadeleden yoksunluk barındıran bir kurgu ile özdeşleştirilmesiydi. Bir diğeri ise petshoplarda hayvan satışının normalleştirilmesi ile ilgiliydi. Yani hayvanın rengini, türünü, ırkını seçerek "satın almanın" olağanlaştırılması ve üzerine bir de cinsel yöneliminin etiket malzemesi yapılmasıydı.

"Hayvanlarda Eşcinsellik Bir Normdur"

Heteronormatif toplumlarda (ki modernite ile birlikte iyice ayyuka çıktığı üzere) eşcinsellik, türü fark etmeksizin bir canlı için ayrımcılık sebebidir. Gel gelelim insan dışındaki hayvanların durmaksızın köleleştirilmeye devam edildiği bu düzende hayvanlarda eşcinsellik ancak skandal haberlere konu olabiliyor. 
Oysa eşcinsel hayvanlar görünmez değil. Lethbridge Üniversitesi'nden Paul Vasey, hayvanlarda eşcinsellik üzerine çalışan akademisyenlerden biri ve Homosexual Behaviour in Animals isimli bir de kitabı var. Vasey'e göre, bazı hayvan topluluklarında eşcinsellik yaygın görülmesinin yanı sıra bir normdur. Örneğin, bir dişi diğer bir dişinin üzerine çıkarak genital organını uyarabilir veya farklı pozisyonlarda çiftleşmek isteyebilir.
Vasey, makaklar üzerine uzun yıllardır çalışıyor ve makakların çiftleşme dışında birbirinin gözünün içine neredeyse hiç bakmadığını belirtiyor. Yakınlaşan dişiler ise uyarılırken birbirinin gözlerinin içine bakıyor.
Ancak dişilerle çiftleşen dişi makakların tamamının eşcinsel olduğu söylenemez. Vasey, dişilerin, daha çok çiftleşmek için erkeklerin üzerine çıktığını ve bunun aynısını diğer dişilere de uygulayabildiğini söylüyor. Bazı böcek türlerinde ise dişiyi tanıyamama durumunda eşcinsel davranışlar gözlemleniyor.

(Görselin kaynağı için görsele tıklayınız)

Ancak öyle ilişkiler var ki tam anlamıyla eşcinselliğin görüldüğü söylenebilir. Laysan albatroslarında olduğu gibi. Tek eşliliğin hakim olduğu türde dişiler bir çift olarak yaşamlarını sürdürebiliyor. Hatta bu oran %30'ların üzerinde seyrediyor. Erkek kuşlardan yavru yapan dişiler, yavruları ise yine birlikte yetiştiriyor (1).
Homoseksüellik yalnızca birkaç türle kısıtlı değil elbette. Penguenlerden maymunlara, fillerden aslanlara kadar birçok türde eşcinsellik kayıt altına alındı. Eşcinsel davranışlar ise farklı türlerde farklı şekilde gözlemleniyor. Örneğin fillerde, kısa süreli heteroseksüel ilişkilerin aksine eşcinsel ilişkiler yıllarca sürebiliyor. 
Benzer şekilde yunuslar ve orkalarda da eşcinsel ilişkiler oldukça yaygın. Yirmi beş yaşın üzeri orkalarda zaman zaman görülen eşcinsel yönelimler favori partnere duyulan bağlılık ile uzun süre devam edebiliyor (2).

Homoseksüellik Toplumsal Sınırlardan Biridir

Aslına bakarsanız tüm bu "arkadaşlıkları" veya "partnerliği" homoseksüellik olarak tanımlamanın doğruluğunu da tartışmak gerekiyor. Heteroseksüellik ve homoseksüellik insanların toplumsal sınırları ile tanımlanan terimler (3) ise hayvanlar aleminde bu terimlere yer olmadığı da bir gerçek. Hemcinsi ile yakınlık kurduğu için insanlar tarafından ölüme terk edilen ve nefretin hedefi olan hayvanların ise esas olarak insan merkezci toplumsal algının kurbanı olduğu söylenebilir.


Yararlanılan kaynaklar:

(1) Successful same-sex pairing in Laysan albatross
(2) Homosexuality in marine mammals
(3) Gay animals out of the closet?

*Metnin tamamı VeganTürkiye'ye aittir. Yararlanılan kaynaklar ve alıntılar bağlantılarla gösterilmektedir.

0 yorum:

Yorum Gönder